Filozofların savaşı

2
111

Jean-Jacques Rousseau,insanlar arasindaki eşitsizliğin kökeni üstüne( Discour sur l’origine de l’inégalité parmi les hommes) denemeyi yazdiğinda bir kopyasını da Voltaire’e gonderir.Voltaire postadan kitabı alır almaz koltuğuna kurulur ve okumaya başlar.Rousseau bu denemesinde düşünür ve yazarlarda gördüğü biçimiyle doğal hale dönmeyi öneriyordu.Rousseau benim de sık sık gezintiye çıktığım Chantilly ormanlarında gezer,insan hareketlerini,düşünme biçimini anlamaya çalışır,ardından düşüncelerini kaleme alırdı.Eseri bir çırpıda okuyan Voltaire Rousseau’yu şöyle yanıtlar.
” Insansoyuna karşı olan yeni kitabınızı aldım,Bayım.Teşekkür ederim size kitap için.Bizi hayvan haline getirme yolunda bunca hüner gösteren olmadı hiç bir zaman,eserinizi okuduğumda,dört ayağı üzerinde yürüyeceği geliyor insanın. Ancak 60 yıldan fazla bir zaman var ki yitirdim bu alışkanlığımı ve onu yeniden elde etmem de olanaksız görünüyor bana ne yazik ki “
Voltaire baska bir yerde de şöyle der Rousseau için ;
” Ah Bayım, iyice farketmiş olduğun gibi bir maymun insana ne kadar benziyorsa Rousseau da bir filozofa o kadar benziyor “
Bazen hızını alamaz sessiz bir şekilde ” Diogenesin kudurmuş köpeğidir o ! ” diye söylenirmiş takıldığı kafedekilere.
Belki de bir kıskançlıktı Voltaire’inki tam çözemedim henüz ! Bir arkadaş grubu içinde de Rousseau için ” Saatçinin oğlu ” diye söz eder ondan, ” felsefeye ihanet eden Judas ” der Rousseau’ya, ” Bütün dünyayı ısırmaya hazır,kudurmuş köpek ” der.
Ama Rousseau düşmanlarından kaçtığında Voltaire onu İsviçre’ye, yanında kalmaya davet eder,Rousseau oralı bile olmaz.
Devrimcilerin kulağı Rousseau’daydı, Reformcuların ve Burjuvaların ise Voltaire’deydi. Goethe ” Voltaire nasıl bir dünyanın sonuysa,Rousseau da bir dünyanın başlangıcıdır” der. 16.Luis, Temple zindanında tutsakken yerde Voltaire ve Rousseau’nun kitaplarını görür, acı acı bakar ve ”

Fransa’yı yakan,beni bu zindana tıkan bu iki adam olmuştur.” der. Yaşadığı dönemde o kadar ünlüydü ki 1776 da Cenevre’ye geçtiginde kendisini çevreleyen çılgın kalabalığın ortasında ezilip gidecekti.Kalabalık kendisine ” Yaşasın Voltaire ! Yaşasın Sofokles ! Var olsun insanlara düşünmeyi ögreten Filozof ! Yaşasın Calas’ın savunucusu ! ” diye tezahüratta bulundular.
Voltaire mücadelesini vermek için, hayatta kalmak için hep kaçtı. Ferney’e yerleşti. Ferney 40 haneli bir köy iken Voltaire sayesinde 1200 nüfusa kavuşan bir zengin kasaba oluverdi.Ferney’de bir ev yaptıran Voltaire kitaplarını burada yazıyordu.Ferneyden din adamlarına ve dostlarına şöyle sesleniyordu. Attaqué mes fréres, attaqué tous, sur cet ignoble personnage ! ” Saldırın kardeşlerim,hep birlikte saldırınız alçaga ! “
Dostlarına yazdığı mektuplardan birinde şöyle diyordu ” Karın ağrısı içindeyim,çok acı çekiyorum,ancak ALCAK’a karşı savaşdığımda,acım diniyor.”
Ona göre alçak Kraldı, gücü elinde tutanlardı. Oysa en büyük alçak kendisiydi.Voltaire kizkardesi Catherina’nın kızı Marie-Louise Migno konuklarını ağırlaması için yanına çağırır. Cathrina öldüğünde çocuklarının bakımını Voltaire üslenir.Kızkardeşi Catherina’nın ölümünden sonra yeğenini kendisine metres yapar.Voltaire yeğenine italyanca bir mektup yollamıştı ki buna inanabilmek ve burada yazabilmek benim için hem imkansiz hem de ahlaksızlık olacak.
Aydınlanma çağının bu filozofu islam dinine ve peygamberine hakaret edip ” Muhamet ” isimli piyesini Papa’ya armağan ederken,Papa da onu aziz ilan ederek onurlandırıyordu. Azizlik mertebesi çok hoşuna gitmiş olacak ki Papa’ya yazdığı mektubu şöyle bitiriyordu Aziz Voltaire ” Derin saygım ve minnetttarlığımla mübarek ayaklarınızdan öpüyorum.”
Her firsatta dostlarına ve yandaşlarına Écrasez cet ignoble ” alçağı eziniz ” diyen Voltaire,söz konusu İslam ya da Müslümanlar olunca çark ediyor,Müslümanlara ” ses çıkarmadan boyun eğmek tek onurunuzdur siz itaat ediniz,vurunuz ” diyerek haksız,temeli olmayan eleştirilerde bulunuyordu.
Alçaklığı bununla ssınırlı değil tabi ,Kölelik ve Köle ticareti konusunda tek bir eleştirisini ne okudum ne de duydum.Söz konusu Köle ticareti olduğunda bu düşüncelerinin hiç bir anlamı kalmaz,çünkü kendisi zenginleşenler arasındadır ve parayı çok sever ! Sultan III. Selim , tahta çıkar çıkmaz kulağına Fransa’da kurulan Cumhuriyet ve özgürlük fikirleri gelmiştir. O yüzyılın en önemli olayı olan Fransız İhtilali ile ilgili bilgi toplaması için , zamanın Dışişleri Bakanı ( Reisülküttap) Atıf Efendi’ye ” Ol bu küffar ellerde zuhur eden nedur ?” diyerek araştırmasnı istemistir. Atıf Efendi Paris’e kapsamlı bir ziyaret sonrasında şunları yazar raporunda. “Burada Voltaire , Rousseau adlı zındıklar ve onlardan beter ukalalar , peygambere sövmek , büyükleri zem etmek , bütün dinleri kaldırmak , Cumhuriyet ve eşitliği ima etmekten ibaret birtakım kışkırtıcı düşünceler yaymışlardır
Aslında fitne ve fesattan başka bir şey olmayan bu düşünceler –frengi hastalığı gibi-halkın beyinlerine işlemiştir. İşin garip yanı , halk da bu düşüncelere rağbet etmektedir . İşte , bunların etkisinde kalanlar , birkaç yıl önce , bir fitne ve fesat ateşi tutuşturup çevreye yaymışlar . Allah korkusunu kaldırıp ar ve namusu mahvetmişler . Fransa halkını vahşi hayvan kıyafetine sokmaya çalışmışlar . Her yerde İnsan Hakları dedikleri isyan bildirilerini her yere yaymışlar , yabancı dillere de çevirip , milletleri hükümdarları aleyhine kışkırtmışlardır . Burada olup bitenler budur aslında.” Atif Efendi, hiç de haksız değildir Voltaire’e zındık demekle aslında, Hz.Meryem’in bir Romali askerle olan ilişkisine inanacak noktaya gelen Voltaire zındıklığı Ferney’e küçük bir kilise yaptırarak başlar. Ayinlere düzenli olarak katılır,asıl amacı Kral’ın gözüne girip Paris’e giriş izni almaktır.
İsa’nın babasız anasının karnına düştüğünü kabul edip de soyunu Davut’a kadar çıkarma hangi şaşkının eseridir? diye soru soran Voltaire ölmeden hemen önce bir noter getirtir ve Katolik mezhebinin kurallarına göre gömülmeyi arzuladığını belirten bir taahhütname imzalar.10 yıl sonra Krallığın ölüsüne saygı göstermediği adama, büyük devrim saygı gösterir. Voltaire ‘nin kemikleri gömülü olduğu Scellieres Manastırından alınır ve görkemli bir törenle bugün Pantheon diye adlandırılan Saint -Genevieve kilisesine konulur. 1814 yılının Mayıs ayında Bourbon Hanedanının Restarasyon hareketi başladığında,bir bölük gözü dönmüş insan yığını ellerinde baltaları ve kazmalarıyla Pantheon’a yönelir,kalabalık vengeance,vengeance (vonjons,vonjons) intikam,intikam diye bağırıyordu.Artık intikam alma sırası kendilerine gelmişti. İlk kazma Rousseau’nun mezarına vurulur, ardından nefret ettikleri Voltaire’nin mezarına vurulur.İçlerindeki intikam hırsıyla coşan Devrim karşıtları elleriyle,tırnaklarıyla mezarları kazıp,mezarların içindeki Voltaire ve Jean jacque Rousseau’nun kemiklerini bir torbaya koyup,Paris yakınlarında bir bataklığa götürüp atarlar. Sonraları yapılan bütün aramalara rağmen Voltaire ve Rousseau’dan hiç bir şey bulunamadı.Bourbon Restarasyonunun bitiminden sonra Voltaire ve Rousseau’nun sembolik mezarları Pantheon’a konulur.Mezarları karşı karşıya konulan Voltaire ve Rousseau kavga ediyorlar mı hala bilmiyorum ama Voltaire,Rousseau’ya ” Bütün dünyayı ısırmaya hazır , kudurmuş köpek “demekle haklı çıktı.Temellerini attığı devrim fikirleriyle bütün dünyayı etkiledi,yıkılamaz denilen İmparatorlukları yıktı.Milyonlarca insanin ölümüne yol açtı.
Voltaire hem Fransa’yı hem de Avrupa’yı fikirleriyle etkilemeyi başardi.Fransa’da 1968 ogrenci olaylarinda Sartre da müdahil olunca olayların kızışmasını önlemek için donemin içisleri bakanı, Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’e Sartre’i tutuklamayı önerir.De Gaulle pencereden, dışarıda çiseleyen yağmura bakarak ” Voltaire tutuklanamaz ”

Faruk Aslanoğlu

2 YORUMLAR

  1. Aydınlanmacıların hemen hepsinin ikiyüzlü olduğunu yazıyor Terry Eagleton “Tanrı’nın Ölümü ve Kültür” adlı eserinde. Kim ne derse desin, son kralı son papazın bağırsakları ile asmayı başaramadılarsa da dünyayı bütünüyle değiştirdi onlar. Toplum Sözleşmesi tek başına izah eder olayı diye düşünüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here