Türk Dünyasının Kuzeydeki Kalesi

2
552

2012 yılında Türk Ocağı tarafından Gent’te düzenlenen bir etkinlikte, elimizde Tataristan, Belçika, Türkiye bayrakları ile yürürken kenardan sorular yöneltiyordu insanlar, Belçika ve Türkiye bayrağını biliyoruz, ama bu üçüncü bayrak hangi ülkenin diye. Açıklamak kolay, ama Türk Dünyası’na ve Tataristan’a yabancı olanlar için anlamak biraz zordu sanırım. Öyle bir ülke mi var? Nerede? Ve devam edip giden başka başka sorularla uzayıveren hoş diyaloglar.

2018 yılında, futbolun, dünyadaki en yeni ve belki de en yaygın olan dinin, dört yılda bir tekrarlanan en büyük ayinindeyiz tüm insanlık alemi olarak. 14 Haziran – 15 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan kupanın bazı maçları Kazan’da, Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin başkentinde yapılacak. Türk futbolseverlerin Rubin Kazan takımı dolayısı ile kısmen aşina oldukları Kazan’da yer alan Kazan Arena’da Fransa-Avustralya, İran-İspanya, Polonya-Kolombiya, Güney Kore-Almanya grup maçlarının yanı sıra 30 Haziran günü son 16 turu ile ilgili bir maç ve 6 Temmuz günü de çeyrek final maçlarından biri yapılacak.
Türk Dünyası’nın kuzeydeki en önemli merkezi olan Kazan çok özel ve çok önemli bir şehir, bizim için anavatan, Türk Dünyası için kuzeydeki en uç kale. Bu önemli şehrin kuruluşunun sembolik anlamda bininci yılı kutlamaları 2005 yılında yapılmış olsa bile şehir daha eski bir tarihe sahiptir.

Her şehrin kendine has özel ve güzel yanları vardır. Bizim coğrafyamız için İstanbul, Kuzey Azerbaycan için Bakü, Güney Azerbaycan için Tebriz, Özbekistan için Taşkent, Kazakistan için Almatı, Kırgızistan için Bişkek, Türkmenistan için Aşkabat, Başkurdistan için Ufa, Doğu Türkistan için Kaşgar ne ifade ediyorsa Tataristan için de Kazan aynı anlamı ifade eder. Kazan sadece Tataristan’ın başkenti olan bir şehir değil, hem İdil-Ural Bölgesinin hem de Rusya hakimiyeti altındaki Müslümanların ve Türklerin bilim, kültür, sanat merkezidir. Bu özelliğini Çarlık döneminde olduğu gibi SSCB döneminde ve bugün de korumayı bilmiştir.
Vaktiyle az da olsa Osmanlı ve daha çok Çağatay Türkçesinin etkisinde kalmış olan Kazan’da Türk dilinin Kıpçak/Kuzeybatı grubuna dahil olan Kazan Tatarcası (Kazan Tatar Türkçesi) konuşulmakta ve bu, Kazan’a giden bir Türkiye Türk’ünün birkaç gün içinde kendini evindeymiş gibi hissedeceği anlamına gelmektedir.
Bir şehir olmaktan ötedir Kazan. Bir büyük hayal ve idealin de merkezidir. 1436-1437 yıllarında kurulan ve 1552 yılında yıkılan Kazan Kazan Hanlığı’nın başkenti olan bu müstesna şehri farklı kılan, Altın Orda Devletinin devamı ve ilk Müslüman Türk devleti olan İdil-Bulgar Devletinin de varisi olmasıdır. 2 Ekim 1552 tarihinde İvan Grozni (Korkunç İvan) tarafından işgal edilen ve Rusya’nın hakimiyeti altına giren hanlığın son kalesidir. Kazan Hanlığı’nın Rus işgaline uğraması sebebiyle “bitaraf” olduğunu beyan eden Kanuni’ye hâlâ kırgın olan insanların şehridir de aynı zamanda. Keşke ile başlayan cümleleri bir tarafa bırakıp umum insanlığın mutluluğu ve Türk Dünyası’nın güzel yarınları için mücadele eden tertemiz kalpli güzel insanların diyarıdır Kazan. Kul Ali, Kul Şerif, Kayyum Nasıri, Şehabettin Mercani, Rızaeddin Fahreddin, Abdurrahim Utız İmeni, Derdmend, Musa Carullah, Hadi Atlasi, Musa Celil, Hasan Tufan, Abdurreşit İbrahim, Abdullah Tukay ve saymakla bitmeyecek daha nice büyük değerin kaynağıdır. Kazan ve Tatar Türkleri sadece kendileri için değerler üretmekle yetinmemişler; Yusuf Akçura, Ahmet Temir, Akdes Nimet Kurat, Sadri Maksudi Arsal, Ayaz İshaki İdilli ve Reşit Rahmeti Arat gibi müstesna şahsiyetleri Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve insanlığa kazandırma başarısını da göstermişlerdir.
SSCB döneminde olduğu gibi bugün de Kazan şehri Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin başkentidir. Tatarlar gibi Ruslar için de son derece önemlidir Kazan. Ruslar, Moskova ve Sint Petersburg’dan sonra üçüncü başkent gibi bakarlar Kazan’a. Çokdilli ve çokkültürlü bir şehir olan Kazan, dinler açısından da oldukça zengindir. Cami, kilise, havra, sinagog ve başka mabedler… Tatar mimar İldar Hanov’un eseri olan ve dünyada bir eşi daha bulunmayan, damıtılmış bir büyük kültürün ve engin bir hoşgörünün simgesi sayılan, on altı farklı dinin ortak ibadet mekânı olarak inşa edilen, Rusça “Hram Vseh Religii” (Tüm Dinlerin İbadethanesi) diye adlandırılan mabed de Kazan’a bağlı Staroye Arakçino köyünde yer alır.

İdil (Volga) ve Kazan (Kazanka) nehirlerinin kesiştiği noktada yer alan Kazan şehrinde görülmeye değer pek çok güzellik vardır. Kazan Kremlini ile başlamak mümkündür temaşaya. Kremlin içinde yer alan Kul Şerif Camii ve yanı başındaki kilise sizi bambaşka bir iklime götürecektir. Kazan Hanlığı’nın son döneminde yaşayan ve sevgili kocası Safa Giray ölünce iki yaşındaki küçücük oğlu Ötemiş Giray han olduğu için onun adına hanlığı idare eden, Tatarların Jan Dark’ı diyebileceğimiz Süyümbike’nin adını taşıyan ve Pisa Kulesinden biraz daha eğik duran Süyümbike Minaresi mutlaka görülmesi gereken bir yerdir. Şehrin merkezindeki Bauman Caddesi de size bambaşka güzellikler sunacak otantik bir kültür sanat sergisi gibidir. Şehrin merkezinde yer alan Gali Askar Kamal Tiyatrosu hem mimarî açıdan hem de sanatsal içerik yönünden şehre zenginlik katan özel bir mekândır. Sıra dışı bir şehir olan Kazan, barındırdığı çok sayıdaki müze ile de size vaktinizi hoş ve verimli bir biçimde değerlendirme imkânı sunacaktır.

Volga (İdil) Nehri

Kazan şehrini gezerken SSCB’nin kurucusu Vladimir İlyiç Lenin ve Maksim Gorki’ye dair de ilginç bilgiler edineceksiniz.
Kazan Türkîleri ya da Tatarlar zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. İklimin çok soğuk olması dolayısı ile et ağırlıklı bir mutfak söz konusudur. Hamur işi yönünden de oldukça zengin ve lezzetli yiyecekleri vardır. Ziyaret edenler için Türk yemeklerini aratmayacak her şey mevcuttur. Bälěş, üçpuçmak, gübäděyä… Ve mütevazı Tatar tatlısı çäkçäk mutlaka tadılması gereken yiyeceklerdir.

Yukarıda da dile getirdiğim gibi, Kazan sadece bir şehir değil, bir büyük ülkünün adı ve Türk Dünyası için önemli olayların merkezidir. Tarihte yolculuğu başka bir zamana bırakma vakti. İlk Müslüman Türk devletinin kalıntılarına ev sahipliği yapan Tataristan bir başka ilke daha imza atıyor, Türk ülkeleri içinde Dünya Kupası’na -Rusya Federasyonu içinde olsa bile- ev sahipliği yapan ilk ülke ve Kazan da bu güzelliği yaşayan ilk şehir oluyor.

Rasilya Karimova

2 YORUMLAR

  1. Hayallerimi süsleyen şehir hakkında yazılmış olan bu güzel makale için yazarımız Rasilya Karimova hanıma teşekkür ederim.
    Türkiye’de insanlara nereyi gezmek istersin diye sorsanız? Parıs Nevyork bibi Batı şehirlerinin isimlerini cevap olarak duymak mümkün. Bana sorsalar aynı soruyu, Ben, Kazan, Petrsburg derdim. Bir zamanlar Türk Dünyasının üç önemli kültür merkezi vardı. İstanbul, Kazan ve Taşkent. Bunlar içerisinde Kazanın müstesna bir yeri var milletimizin kültür tarihi içerisinde.

  2. Hakikaten görmeye değer bir şehir Kazan. Sayısız güzelliği bünyesinde barındırıyor. Sadece Süyümbike Minaresini görmek veya sadece Kamal Teatrında bir oyun seyretmek için bile gitmeye değer.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here